Sosyal Medya’da Kolay Küfretme Psikolojisi/ 9 Nedeni

2000’li yılların başından günümüze uzanan süreçte sohbet sitelerinden sosyal medyaya sosyal_medya_111doğru bir kaymadan bahsedilir. Burasını işin başka uzmanından okuyabilirsiniz. Bu yazımda ise birçoğumuzun hayatının bir parçası haline gelen sosyal medyada argo sözcüklerin, hakaret içeren paylaşımlarım ve dahası tonla sıralanabilen küfürlerin söylenme psikolojisini 9 neden’le ele alacağım. 

 

  1. Mesafeler. “İletişim kurulan kişiyle aramızda kim bilir ne kadar uzaklık vardır” ya da “evde, yolda, otobüste ya da işyerinde karşılaşmayacağım insanı neden takayım ki”  düşüncesi klavye diline çok daha fazla keskinlik verebilir.
  2. En Doğruyu Ben Biliyorum Düşüncesi. İnsanlara kendi düşüncesini empoze etme fikri, farklı düşüncelere saygı duyma erdeminde sıkıntı yaşama büyük bir etkendir.
  3. Kendini İspat Etme Çabası. Her birey kendi benliğini oluşturmak, diğer her şeyden farklı olduğunu gösterebilmek adına bazen ufak bazen büyük çapta hareket ve küfürsözlerde bulunabilmektedir. Sıklıkla ergenlik dönemi içerisinde rastladığımız bu durum, ülkemizde “son ergenlik” yaşının çok yukarılara çıktığı varsayımının doğru olduğunu varsayarsak biraz da “ergence hareket etme” diyebiliriz. Başka bir sebep olarak da düşüncesini beğenen, retweet ya da “favlayan” insanların çokluğunun vereceği hazzı da kendini ispat çabasına örnek verilebilir.
  4. Adrenalin Arayışı. Bu etmen, daha çok gizil kazanım olarak düşünülebilir. Çünkü hakaret, küfür, argo kelime sarf edilen kişinin ne cevap vereceği bir muammadır. Buadrenalin belirsizlik insana gizli bir heyecan hazzı verebilir. Belki cevap olarak okkalı bir küfür, belki “sen benim kim olduğumu biliyor musun”lu bakan çocuğu ayakları ve belki de “oraya gelirsem senin…”le başlayıp kendini Herkül, ülkeyi de Roma (Roma mitolojisinde geçtiği için öyle yazdım) zanneden birine rast gelecektir. Ne macera ama 🙂
  5. İnsanları İnternetten Hidayete Erdirme(Aydınlatma) Düşüncesi. Bu düşünce ilk başta masum olarak kabul edilse de yazılanlara verilen cevaplar giderek ağır ifadelere dönüşebilmektedir. Hâlbuki insanların inandığı şeyleri değiştirmek, Einstein’in deyimiyle atomu parçalarına ayırmaktan daha zordur. Ha bir de değinmeden edemeyeceğim; “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan gibidir” sözünü de doğru anlamak gerekir. Çünkü “susmayalım demek hakaretler, argo kelimeler de mübahtır” gibi bir mana anlaşılması da etken olabilir.
  6. Aşağılık Kompleksi. “Sağlam bir cevap yazmazsam yorumuma herkes güler”, “adamı kapak etmezsem rezil oldum” fikri de etmenlerden birisi olabilir.
  7. Duygusal Olarak Sağaltım Arayışı. “Maça gidip küfredip rahatladım” mantığının kufurinternete yansımış hali. Bir grup, siyasi görüş ya da oluşuma duyulan nefreti içte tutmaktan yorulan vatandaş rahatlamak için de sosyal medyayı kullanabiliyor. Tabi karşı taraf da karşı sağaltıma girince diller bozuluyor, daha da rahatlanıyor(!).
  8. Yön Değiştirme. Daha önceki bir yaşantısında gerildiği ya da öfke duyduğu bir olay ya da kişi için içinde tuttuğu duyguları, o olay ya da kişiye benzeyen için açığa çıkarma. Patrona kızan çalışanın eve gelip çocuğunu kolayca azarlaması gibi.
  9. Gergin/Hassas Ülke Ortamı. Ülkenin genel nabız durumu, insanların iletişim yöntemlerine etki edebilir.

Sonsöz

Bu etmenlerden dolayı kötü sözlere başvuruluyor olabilir ancak; internet ortamında büyük kavgalar yaşayabileceğimiz insanlarla yüz yüze konuşabilme şansımız olsa belki canciğer arkadaş bile olabileceğiz.Facebook-Beğen-Düğmesi İyi düşünün, bu gerçekten böyledir. Çünkü etrafımızda bizimle tamamen aynı düşünceye sahip olmayan ancak birçok şeyimizi paylaştığımız, paylaşmasak bile tartışmaya girip kalbini incitmek istemediğimiz; zira ona ve fikirlerine inanmasak da saygı duyduğumuz arkadaşlarımız mutlaka vardır. Bunun bilincinde olmak, boş yere kalp kırmamayı da beraberinde getirebilir.

3

406 defa okundu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*