Yaşamın Merkezi: Uyku

Nasıl Yani?

Her sistemin, bütünün hem ana unsurları hem de ara parçaları vardır. Doğumdan ölüme kadar mükemmel bir sistem diyebileceğimiz insan hayatının birçok ara unsurları olsa da en önemli merkezlerinden biri uykudur.

Yorgunluk atma, büyüme hormonu salgılama gibi fiziksel kazançları bir yana, uykunun psikolojik anlamda katkıları, kocaman bir yazı konusu olurdu herhalde. Onca sağladığı şeyeUyku-Bozukluğu rağmen hayatın iç içe geçen ilginçliğinden midir bilinmez, her faydası olan şeyin dozu kaçınca, düzensizleşince gerçekleşen olumsuz durum uyku için de geçerlidir. Nitekim bazı hastanelerde uyku tedavilerinin verilmeye başlanması, günümüz dünya insanının meseleyle nasıl cebelleştiğini gösterirken aynı zamanda uykunun ne kadar kıymetli bir yeri olduğuna da işaret etmektedir.

Başka bir bakış açısı kazanmak anlamında meseleyi değerlendirirsek, İslam inancında gün akşamdan başlar. Böylece başlangıçta dinlenerek, gerekli enerjiyi toplayarak kişi diğer akşam gelinceye kadarki sürece hazır olmuş bulunur. Uyku için kişinin yakıtı, şarjı sayılabileceğini söyleyebiliriz. Aynı şekilde geçen her günü sabahı baz alarak ele aldığımızda gün sabah başlar, akşama dek belli bir efor sarf edilir. Ertesi güne hazır olabilmek için akşam bakım ve takviyelerin yapılması gerekir. Bir sonraki güne tam anlamıyla hazır olabilmek için bir çeşit sıfırlama, tabiri caizse resetleme aracı olan uyku, merkezi bir kimliğe bürünür.

İster yakıt/şarj olarak, ister sıfırlama-reset olarak ele alınsın uyku; akşam yatma saatine bağlı olarak bütün günümüzü olumlu ya da olumsuz olarak etkiler ve bu yüzden yaşamın merkezinde yer alır. Ayrıca uyku, yemek içmek gibi ayaküstü telafi edilebilecek bir ihtiyaç da değildir. Bir öğün yemek atlanıldığında en basitinden bir bisküvi, çikolata ya da simitle bu geçiştirebililir; ancak uyku için aynı durum sözkonusu değildir. Uykunun telafisi sadece uykudur. Ayrıca uzmanlar, uyku için ayrılan süre kadar hangi saatlerde daha verimli uyunacağı konusunda da bilgiler vermektedir. Geçen gün okuduğum bir haberde akşam 23.00-03.00 arasında vücutta melatonin hormonunun salgılandığı ve bunun için kişinin uykuda bulunması gerektiği belirtilmekteydi. Ayrıca kanserden koruyucu ve kişiyi daha genç tuttuğuna değinilmişti.

Fazla Uyumak

Bazı psikolojik rahatsızlıkların, durumsal üzüntülerin bir sonucu olabileceği gibi tembellikten ya da fizyolojik bir nedenden dolayı da fazla uyuma durumları görülebilmektedir. Her şey içinde zıddını barındırır kuralından hareketle az uyumak ya da hiç uyuyamamak konuları da tıbbi araştırma ve çalışmalara konu olmaktadır. Bu nedenle bu yazıda biraz daha patoloji boyutunu uyku-duzeni-bozukluguiçermeyen, ciddi vaka olmayan kısmını ele alırsak genellikle okul çağındaki bireylerin ilköğretimden üniversiteye kadar tatillerde ilk başvurdukları bir etkinliktir fazla uyumak. Aynı şekilde birçok düzenli iş sahibi kimse de tatil günlerine, fazla uyumayı tercih ederek adım atmayı tercih edebilmektedir. Tabi öncesinde akşam gece vakitlerine kadar zaman geçirmekle başlanır bu etkinliğe. Peki, böylesi bir çeşit değişikliğin bize, vücudumuza etkisi nelerdir hiç düşündük mü?

Acaba konuyla ilişkin, pazartesi sendromu denilen şeyin, haftasonu bozulan uyku ve yemek düzeniyle hiçbir alakası yoktur denilebilir mi? Ya da pazartesi işe, okulda derse odaklanmakta güçlük, gün içinde sık sık esnemeler… Düşününüz ki cumartesi akşamı geç saatlere kadar yapılacak etkinlikler, pazar erken saatlerde yapılamaz mı; ya da pazar sabahı saatleri uyku için çok özel bir zaman mıdır? (Çokça izlenilen TV programlarının özellikle akşamın geç saatlerine konulması, dışarıdaki eğlencelerin özellikle bu saatlere planlanması bu duruma zemin hazırlamakta olabilir…)

Her Gün Aynı Saatte Uyuyup Uyanmak Sıkıcı mıdır, Rutin midir?

Evvela, rutin kelimesinin bizlerde önceden oluşturulmuş itici yapısına dikkat çekmek istiyorum. Sözlükte “sıradanlık, çeşitlilik göstermeyen, alışılagelmiş düzen içinde yapılan” şeklinde tanımlanan bu kelimeye dayanarak her gün aynı saatte yatmayı sıkıcı, sıradan buluyoruz. Halbuki düzensiz uyumaya devam3264_uyku2 ettikçe, belki de farkına varmadan, “düzensizliği rutin haline getiriyoruz”. Dolayısıyla rutin kaçınılmaz bir şeydir ve buna takılmamak, aynı saatte uyuyup kalkmayı sıkıcı olacak değerlendirmemek daha mantıklıdır. Hem bu tür bir düzen, sıkıcı olmaktan çok bizlere birçoğumuzun “akşam kapanmayan gözlerim sabah açılmak istemiyor”, “alarmı erteleme konusunda üstüme yoktur” ve benzeri söylemlerimiz, bu anlamdaki pişmanlıklarımızı sona erdirmeye yardım edecektir. Aynı zamanda, kişi kendine “bugün erken yatacağım, sabah da zamanında kalkacağım” deyip yine geç uyusa, kaçınılmaz sonuç olarak sabah geç kalksa ve eğer bu durum tekrar eder hale de gelmişse genç yaşta kişiliğe belli bir oranda zarar veren bir durum ortaya çıkabilecektir. Bu da kişinin kendine dair öfke geliştirmesi, kendisiyle çelişki ve tutarsızlıklara sahip olmasına neden olabilecektir. Bu sayılanlar da karakterde gedikler açmaya gücü yetebilecek nedenlerdendir.

Kısacası…

Facebook-Beğen-DüğmesiZamanında, yeterli miktarda ve düzenli şekilde alınan uykunun akademik geleceğe, iş verimine, sağlığa ve kişiliğe büyük artıları vardır. Rutindir diye korkmamak, her gün saatinde uyuyup kalkmanın bir ilköğretim öğrencisine has bir şey olmadığına inanmakla, çetin şartlarda devam eden yaşam mücadelesinde hayatın merkezine daha kolay hükmetmek daha kolay olacaktır.

76 defa okundu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*