“Çek”im Başlasın

Her milletin gurur duyduğu, işte biz şöyleyiz böyleyiz deyip mutlu olduğu birtakım özellikler vardır. Doğal, zira insanın doğasında vardır: az ya da çok. Bizim milletimizin ise birçok… Şunu yaparız, şu şekilde yaparız şeklinde diğer milletlere böbürlendiğimiz çok ama çok şeyler sayarız. İşte bunlardan bir tanesi de dilimizin zenginliğidir. Zengindir, değildir konularına değinmeden “çekmek” mastarını sıkmadan, şöyle etraflıca ele almak istiyorum.

Zannımca sözlüğümüzde “çekmek” mastarı için ayrılan bölümün sayfaları oldukça fazladır ve ilk anlamı ise “asılmak, bir nesneyi bir noktadan diğer bir noktaya taşımak için kuvvet uygulamak”tır. Fakat biz;

Birini kıskandığımızda “-e bilmek” ile olumsuz çekimle “çekemeyiz”.

Utandığımızda “-in” yapım ekiyle çekinir, birini bela ve musibete duçar ettiğimizde de “-tir” yapım ekiyle “çektiririz”.

Vazgeçtiğimizde, bir şeye son verdiğimizde “-il” yapım ekiyle “çekilir”, biriyle sağlam bir rekabete girince “çekişir” ve o kişinin –belki de rekabetin bir meyvesi- arkasından ileri geri konuşursak da “-iş” ve “-tir” yapım ekleriyle “çekiştiririz”.

Merakımız vardır genel olarak, bol bol “fotoğraf çek”eriz. Hatta fotoğraf çekme özelliği bulunmayan telefon, bizim için telefon sayılmaz.

İyi diyalog kurmak maksadından ziyade işlerimizi yaptırmak için “yağ çek”er ve bunu yaparken hiç “çekinme”yiz.

Birlikte sevinmeye, eğlenmeye bayıldığımızdan olsa gerek düğünlerde “halay çek”eriz. Eğlencemizin dozunu iyi ayarlamakta sorun yaşayınca düğünde silah kullanıp birbirimizi, hatta damat/gelini vurmakla diğer insanların “dikkatini çek”eriz. Ayrıca bu gibi dikkat çekici işlerde diğer milletlere nispetle “başı çek”eriz. Neden böyle yapıyorsunuz denilince, biraz diklenici ruhluysak peşkeş veya “rest çek”er, gözümüz kararırsa “çeker gider”, sivrilikte uç dereceye ulaşmaya cüret edince de “bıçak-silah çek”er, sonra da kendi başımıza açtığımız belanın “derdini çek”eriz.

Eskiden “telgraf çek”ilirmiş. O da yaygın olmadığı için pek görüşemediğimiz, içimizde bir ukde olarak kalmış olacak ki görüşmeyi, konuşmayı yani iletişim kurmayı çok sevdiğimizden irtibat kurmayı “iple çek” eriz. Ancak maalesef her yerde “telefon çek”mez. Gerçi artık çok yerde “dört çek”iyor(muş). Kontörümüz aramaya yetersiz ya da bedavamız varsa “mesaj çek”eriz.

Alışveriş mi? Bu çağda tam çılgınıyızdır. Cebimizde metelik olmasa bile bizlere büyük lütuf olan muhterem alternatifimizi kullanarak “kart çek”eriz. Ancak kartı eşimize vermiş isek ve o da bizi “önü çek”ilmez bir borca sürüklemişse “fırça çek”eriz. Kızmışsak, çok kızmışsak belki de “araya duvar çek”er bir müddet konuşmayı keseriz. Daha da sinirlenmişsek evliliğimizin üzerine –hani kolay ya- bir “çizgi çek”er evliliğimize son veririz. Nedeni makul gelir: para “suyunu çek”miştir. Ama böyle sudan sebeplerle çok boşanırız.

Okulluyuzdur ya da okullu olmuşuzdur yıllar yılı. Hatırlarsınız, Türkçe derslerinde sıkça “fiil çek”mişizdir orda. Çalışmayınca da cesaret edebilmişsek “kopya çek”miş, teneffüste de top oynayıp “şut çek”mişizdir. Muzırda ileri isek –maçta sinirler hep gergindir- arkadaşımıza maçta “hareket çek”mişizdir.

Dedim ya, dilimiz zengin mi değil mi konularına girmeyeceğim. Ama hakkında “film çek”ilebilecek kadar ilginç ve geniş kullanımları var olan bu “çekmek” mastarı bile bazı düşünce yapısına sahip insanları tüm bildiklerini sıfırlatacak, “reset çek”tirecek nitelikte. Tüm bu anlattıklarıma güzel bir “cila çek”ip, “mastar çek”imlerinin stüdyosunun genç dimağlarımız olmasını temenni ederim

Tunahan

16.09.11

 

 

41 defa okundu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*